7 Haziran 2009 Pazar

sıçma kültürü

Evet, bu resmi tuvalette sıçarken çizdim. Bu kayıdımda ise size sıçma kültüründen ve sıçma eylemini gerçekleştirirken, kaçırdığımız küçük detaylardan bahsedeceğim.

Düşün biraz, sıçma kültürü diye birşey var. Bu, milletten millete, aileden aileye, hatta bireyden bireye farklılıklar gösteren, hayatımızdaki yeri ve önemi yadsınamaz bir olgudur. Mesela bir zamanlar "toplu sıçma kültürü" varmış. Günümüzde pek rastlamayız, aslı ise şudur; eski Yunan kültüründe görülmüş bir olaydır. İnsanlar, sokaklarda oturak şeklinde yapılmış oyuklu mermerlerin içine yanyana hacet ederlermiş. Hatta tarihte iz bırakan filozofların, o dönemde çoğunluk göstermelerini ise, tabii ki toplu sıçma kültürünün önemli bir getirisi olarak görüyorum. Fakat günümüzde, insanlar sıçma eylemini "bireysel sıçma kültürü" adı altında, özel hayatlarının sınırıları içerisinde gerçekleştiriyorlar. Kapalı kapılar ardında geçirdiğimiz bu süre, çoğu zaman aleni bir şekilde muhabbet konusu olarak açılmıyor. Açıkçası bir defasında bu mevzuyu bir arkadaş ortamında açtım, ve heralde herkes uzun süredir bu kıvılcımı beklercesine, muhabbeti birden koyulaştırdılar. Sırayla sıçma kültürümüzü deşifre ettik birbirimize. Çoğumuzun benzer uygulamalar sonunda tuvaletten çıktığını öğrendik ve artık herkes çok daha mutlu ayrıca sıçmış kadar da rahattı. Ben ki sıçma işlemine, tuvalet ortamının ve klozet kapağının optimum sıcaklığından tut, klozetteki deliğin yarı çapına ve içindeki su hacmine kadar gerekli ciddiyetin verilmesini düşünen bi insan olarak (tamam o kadar da değil yani) bu mevzular açıldığında "ay, iğrançsığn" diyip, kendi sıçtığı bokun, mineral zengini olmasının onu tanrı ya da tanrıça yaptığını düşünen insanlar ile pek işim olmaz.(deermişim)

İnsanlardan sıçma konusunda çeşitli endişeler duydum. Mesela fotoselli tuvaletlerde sıçarken karanlıkta kalma fobisi. Açıkçası kabul edilebilir bir endişe olarak görüyorum bunu çünkü şahsın ışıklar söndüğünde fotosel sensörüne "heey ben burdayım" dercesine yaptığı hareketlerin farkına varması sonucu geçirebileceği travmanın şiddeti gerçekten çok büyük. Bir de, sıçarken klozetteki suyun göte sıçraması fobisi varmış. Bu kesinlikle gereksiz bir endişedir bence fakat yine de klozet suyunun üstüne bir nilüfer çiçeğini anımsatan şekilde serilebilcek tuvalet kağıdı, bu sorunu ortadan kaldırabilir. Ya da dışkının anüsten ayrıldığı anda hafifçe ayağa kalkmak başka bir çözüm yolu olabilirmiş duyduklarıma göre. Bence gerçekten zor bir yöntem, sanırım hislerin ve reflekslerin bir kedi kadar güçlü olması lazım bunu başarabilmek için. Ayrıca sıçma işlemi gerçekleştirilmeden önce eğer sifon çekilmişse, göte sıçrayacak olan suyun temiz ve sıradan bir su olduğunu düşünürsek, bu endişelerin ne kadar yersiz oldugunu farkedeceğiz sevgili okurum. Lakin sıçan kişi cırcır olmuş ise, kaçışı yok. O su, o göte sıçrayacak...

Neyse işte, dediğim gibi bu konunun çok geniş bir yelpazesi var. Kimileri sıçarken bir kitap bitirir, kimi 2 dakikada sifonu çeker işini görür. Genelde evlerimizde alafranga klozetler kullanılır fakat alaturka tercih edilen evler gördüm. Hatta kimi işini bitirdikten sonra götünü sadece tuvalet kağıdıyla siler, kimi de taharet musluğunu ve elini kullanarak şap şup su çarpar götüne. Anlayacağın üzere sevgili okurum, sıçma kültürü, karakter analizi için çok önemli bir noktadır. (nokta)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder