Bu resimleri atölye finalimiz için "İstanbul boğazı ve insanlar" konulu ödevimize eskiz olarak yaptım. Sevgili okurum, kendimi sana hesap veriyormuş gibi hissediyorum ama şunu bil ki; bazen yazacak birşeyler bulamayınca istemsiz bir şekilde açıklama yaparken buluyorum kendimi. Neyse işte bu da böyle bi resim yani...
22 Mayıs 2009 Cuma
rıhtımişteburası
Bu resimleri atölye finalimiz için "İstanbul boğazı ve insanlar" konulu ödevimize eskiz olarak yaptım. Sevgili okurum, kendimi sana hesap veriyormuş gibi hissediyorum ama şunu bil ki; bazen yazacak birşeyler bulamayınca istemsiz bir şekilde açıklama yaparken buluyorum kendimi. Neyse işte bu da böyle bi resim yani...
rıhtımınasahipçık
Bence okuldaki herkes, rıhtımı sever. Hem tek kelimeyle mükemmel bir manzarası var, hem de deniz kokulu bir yer. Böyle büyük yolcu gemileri falan yanaşır yanımızdaki limana. Sürekli hacksack oynarız orda. Muhabbeti bol, neşeli ve eğlenceli olan bir ortam yani. Nitekim elimizdeki bu güzel imkanları kullanırken çok kısıtlı kalıyoruz, mesela hergün saat altıbuçukta okuldan çıkmak zorundayız. Hatta başımıza gelen bir olayı kısaca şu alıntıyla özetlemek istiyorum.
RIHTIMINA SAHİP ÇIK
poşettetavuk
sankibirazgeçtimgibiartık
17 Mayıs 2009 Pazar
for theglory gravür
guguspacemaker
İzlediğiniz resim, benim aynadan yansıyan halimden ibarettir. O yüzden kötü bir yorum yazmadan önce iki kere düşünün. Neyse, şaka bir yana artık üç sayfaya ayrıldı bloglarım, bilesiniz yani bunu okuduktan sonra diğer bloglarımı farketmeme gibi bir bahane arkasına sığınıp elinizin close tab tuşuna gitmesine izin vermiyorum. Tamam mı?
beşolsun bizimolsun
Tamı tamına 4 senedir kurtulamadığım türk dili dersinde çizdğim bir resim ve bu resimde de atölyeden arkadaşlarım bulunmaktadır. Ayrıca kendimi de dahil etmiş olmam birçok izleyicinin hoşuna gitmiş. Bunu da belirtmek istedim.
heytüzemen, senidüzemem
amanallam! beniçiziyoo^^
Evet, kendi kendime arkadaşlık edip, can sıkıntımı otobüste resim çizerek giderebilceğimi düşünerek kendimi yollara attım. Otobüste en arkadaki koltuklardan ortadakine oturdum, çünkü ters duran koltuklardan birini çalışmayı aklıma koymuştum daha öncesinden. Bu resimdeki küçük arkadaşımızın kaderiymiş demek ki şuanda onu izliyor olmamız. Aslında yanında bir kişi daha oturuyodu ama şuanda onu göremememizin nedeninin daha onu çizmeye başlayamadan kendisinin otobüsteki yolculuğuna son vermesi gerektiğinden ibaret olduğunu düşünüyorum. Neyse işte ben bu çocuğu çizerken kendisi bir anda onu çizdiğimi farketti. Sonra kendisine hakim olamamasından mıdır, yoksa utanmasından mıdır artık sebebini bilmediğim bir şekilde çocuk birden sırtmaya başladı. Abi durmuyo ama, bildiğin gülüyo kikirkikir.. Benim de sinirlerim bozuldu tamam mı, dedim sen misin bana gülen, çocuuuuğnalnınınçatınnaa yok be şaka şaka.. Tutamadım kendimi ben de gülmeye başladım. Neyse sonra güle oynaya bitiriyordum ki resmi, çocuk otobüsten inmek için kalktı, önce geldi bi yanıma ve resme bakmasında bir sakınca olup olmadığını sordu, ben de tabii ki hayır diyip gösterdim resmi. Çocuk -çocuk dediğim de böyle liseye falan yeni başlamış biri işte göründüğü üzere- baya şaşırdı çok beğendi resmi, arka arkaya combo şeklinde teşekkür etmeye başladı birden, sonra telefonuyla resmin fotorafını çekmek istedi, ben de kıyamadım izin verdim işte.. Sonra 2-3 kere daha teşekkür edip otobüsten indi. Asıl işin ilginç yanı, otobüs tekrar hareket edip çocuğun önünden geçerken, çocuk bana el salladı ya...
ıslakçoraplar ve ıslakgözler
Arkadaşım Barış, sevgilisiyle birlikte Eskişehir'den geldiler. Üçümüz Ikea'ya gittik tramvayla, evleri için taşıması zor olmayan güzel eşyalar aldık. Orda somon balıgı ve köfte yedik, yemeklerin sosları bayağı bir lezzetliydi. Bir de Ikea'da gezerken Barışları kaybettim biara, Barış'ın telefonunun şarjı çoğu zaman olduğu gibi yine bitmiş olduğu için, onlara ulaşamadım. Onları tekrar bulabilmek için yarım saat hatta belki kırkbeş dakika boyunca dolaştım koca Ikea'da. Ayaklarıma karasular inmişti resmen. Neyse ordan çıktıgımızda hava çok soğuktu ve ben çok üşüyordum ve hatta yolumuz uzun üstüne üstlük bir yandan da yağmur yağıyodu. O da yetmezmiş gibi ayakkabılarım ise su alıyordu. Anlayacağınız üzere sevgili okurlarım, çoraplarım ıslandığında mutsuz biri haline dönüşebiliyorum. Neyse işte, dönüş yolunda tekrar tramvayda bir sonraki resmi çizdim. Ben evime ulaşır ulaşmaz çoraplarımlarımı değiştirdim. Barışlar ise ertesi günü sabahtan Eskişehir'e döndüler...