17 Mayıs 2009 Pazar

güzelçiznoolurgüzelçiz


Bu pardösülü yaşlı adam aslında bana poz verdi, çünkü onu çizdiğimin farkındaydı. Hatta onu güzel çizmem için dua bile ettiğini duydum. Bu arada sol tarafımda ise Pakistanlı bir turist oturuyordu, o da kendi solundaki kızdan yol tarifi rica ediyordu ve bunu yaparken -kendisinin korkulcak biri olmadıgına inandırmaya çalışırcasına- baya bi kibar olmaya çalışıyordu. Vapur iskeleye yanaşmak üzereyken çizimim bitmişti. Pardösülü adam ayağa kalkıp dedi ki: "O kadar durdum, bi göster bakalım, göreyim nasıl çizdin". İşte bu sözler o adam hakkında ki bütün düşüncelerimi kanıtlarcasına, bir ağız kokusuyla birlikte yüzüme doğru saldırdılar. Onun bu aşırı merakını görmezden gelemeyip çizdiğim resmi gösterdim ve bana aman bizim öğrenciler görmesin gibisinden birşeyler söyleyip -herhalde vapurdan daha erken inmek istediğindendir ki- oradan uzaklaştı. Sonra Pakistanlı turist de çizdiğim resmi görmek istedi. Ayıp olmasın diye ona da gösterdim ve ilginç aksanıyla bana ilngilizce "oh very good, very very nice" gibisinden birşeyler dedi. Ben de ona sadece "Thank you" diyerek karşılık vermeyi makul gördüm. Sonra yanındaki kızla birlikte olan bir resmini çizmemi istediğini söyledi. Kızın korkmuş bakışlarını farketmiştim ve dünya için bir iyilik daha yapıp Pakistanlı turiste yeterli süre olmadığını belirttim, sonra da defterimi ondan geri alarak ben de vapurdan inmek için sıraya girdim. Buarada resimdeki diğer sakallı adam ise bütün bu olaylar karşısında sessizliğini korudu ve kusursuz bi umursamazlıkla karanlık saatlerdeki İstanbul'u izledi.  
Hatta bu yolculugum sonunda vapurdan inerken arkadaşım Gizem ve annesiyle karşılaştım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder